Menü

Zavallı Leyla

Leyla Sayar şöhretinin doruğunda olduğu günlerde son derece muntazam olan vücut hatlarını sereserpe gözler önüne sergilemekten hiç mi hiç çekinmez, hatta bu haliyle gururlanırdı.

Yıllar Sayar’ı da değiştirdi ve o artık değil vücudunu göstermek tek bir kılını bile gözlerden sakınan, bu arada ne yaptığını bilmeyen bir zavallı oldu…

Leyla Sayar adı Türk sinemasının geçmişini biraz olsun bilenler için hiç de yabancı gelmeyecektir. Evet, Leyla Sayar bir dönem Yeşilçam sinemasında zirveye oynuyordu. Şimdi ise kendi kabuğuna çekilmiş, saçmalıklar içinde bocalayan bir zavallı. Her önüne gelene “Ben evliyayım” diyen, ne söylediğini bilmeyen bir zavallı.

Bir dönem Yeşilçam sinemasının zirveye oynayan yıldızlarındandı Leyla Sayar… Oyun gücü ve fiziki güzelliği ile hem film yapımcıları, hem de seyirciler tarafından aranılan yıldızların başında geliyordu… Sayar’ın güzelliği yanında başka yetenekleri de vardı… İyi dansediyordu, bunu dansöz rolünü oynadığı birçok filminde seyircilerinin gözleri önüne serdiği gibi, gazino sahnelerinde de kanıtlamıştı. .

Gel zaman, git zaman Leyla Sayar’da yolunu kararlı bir şekilde çizemeyen diğer meslektaşları gibi unutulmaya yüz tuttu. Alkışların gücü artık Leyla Sayar’a yeterli gelmiyordu. Ve buna bir de sağlık sorunu eklenmiş, kulakları en yakınındakinin bile konuştuğunu işitemez hale gelmişti. İşte böyle bir dönemde Leyla Sayar yakın arkadaşı Rüçhan Çamay’la birkaç zorba tarafından kaçırılmış, sesleri solukları çıkmamıştı. Tekrar gün ışığına çıkmalarından sonra ise her iki sanatçının da ağzından ilk olarak “Tanrı’ya şükürler olsun, bize tekrar yaşadığımızı hissettirdiği için” sözleri dökülmüştü…

O günden sonra da Leyla Sayar’ı artık kimseler hiçbir yerde göremez olmuşlardı… Sayar da Rüçhan Çamay gibi geçirdiği bunalımlı günlerin etkisiyle olacak ”Dünya Sevgi Birliği”ne üye olmuş, kendisini dine adamış, günlerini tasavvufa ait kitaplar okumakla geçirmeye başlamıştı. Ancak Leyla Sayar’ın Çamay’dan çok farklı bir yönü daha vardı, onu tanıyan herkesi şaşkınlığa düşüren ve ”saçmalığın bu derecesi olamaz” dedirten…

Leyla Sayar kesinlikle resim çektirmeye yanaşmadığı gibi, telefonununu açan herkese “ben evliyayım, bende üstün bir güç var sözleriyle girip, uzun uzadıya inanç konusunda yerli yersiz açıklamalarda bulunuyordu. Leyla Sayar’a ne olmuştu böyle, kendisine hangi konu sorulursa sorulsun aynı sözlerle karşılık veriyordu .. İnançsa evet, ama’ya yaptığı saçmalıklara, kendisini evliya zannetmesine ne demeliydi?… İşte bu durumuna son derece üzülen en yakın arkadaşlarının bile verdiği tek yanıt var. O da “Leyla Sayar aklını kaybetmek üzere galiba, düşmanımızın başına dahi böyle bir şey gelmesin. Allah sonunu hayırlı etsin…” dilekleri…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.com/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-19-sayisi/)

29.04.2017 13:02

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorum Yaz

Yorumlar