Menü

Gönül Yazar’ın Şoförlüğü

Tanju Gürsu’nuGönül Yazarn nikahından çıkmış, Şişli Meydanı’ndaki Eser Apartmanına koşmuştuk. 9 numaralı kapının zilini çaldık. Önce, «Maskot» un sesi duyuldu, sonra kapıyı uşak açtı. «Maskot», Selda Alkor’un, birlikte yaşadığı halası Fahriye Yen’in ufacık köpeği… Salona geçtik. Selda kanapeye uzanmış, plak dinliyor. Bizi görünce pikabı durdurdu, «Buyrun, hoş geldiniz,» dedi. Hemen arkasından da ilave etti: «Bir dakika müsaade, içeride giyinip geleyim,» diyerek salondan çıktı.

Halası Fahriye Yen, gözlerimize bakıyordu. «Ne haber?» diye sordu. Tanju’nun nikahından geldiğimizi biliyordu. Sanki ölüm haberi verirmiş gibi, «Kıyıldı!» dedik. Bir sessizlik… Kimse ağzını açmıyor. Selda, gülümseyerek salona döndü. Bir sigara yaktı. Halası, «Tanju’nun nikahı kıyılmış!» diyerek haberi verdi. Kendimi Marie Antoinette filminde oynayan haberci sandım. Orada, Kraliçe «Marie Antoinette’in kocası 16’ncı Louis’nin giyotinle idam edildiği, güzel kraliçeye haber verilir. Kamera o sırada Antoinette’i gösterir. «Kıyıldı» kelimesi de «kesildi» gibi bıçaklı, etli bir manzara çiziyor insanın gözünde… Selda, dalgın gözlerle bakıyordu. Kaşları çatılmıştı.

– «Ne dersiniz?» sorumuza önce cevap vermedi. Sonra dudaklarını büktü: «Ne diyeyim, Allah derim,» dedi.
Gönül Yazar'ın Şoförlüğü
Hemen ciddi yüzünde bir tebessüm uçtu. Gözleri nemlenmişti. Ağlamamak için gayret sarf ettiği her halinden belli oluyordu. Başını arka tarafa çevirdi. Oturduğu yerden kalkıp gene arka odaya koştu. Fahriye Yen, yeğeninin bu halinden çok müteessir olmuştu, «Tanju, o kızla evleneceğini söylüyordu, zaten,» dedi, «Ama haciz memurları da bizim eve Tanju yüzünden gelmişti. Çok şükür ödedik de kurtulduk…»

İki yıl önce «Vatan KurtGönül Yazar'ın Araba ile İmtihanıaran Arslan» filminde attan düşüp yaralanan Selda Alkor’un başında duran Tanju Gürsu, gözlerimin önüne geldi. Beyaz gömleği ile doktorlara benziyordu. Filim şirketlerinde, «Selda ile birlikte oynarız, fiyat şu kadar,» diye konuştuğu söyleniyordu. Gazetecilere, «Yeşilçam’dan evlenilir. Selda ile evleneceğim. Onlarla gezip yaşamak iyi de evlenmek mi kötü?» diye beyanatlar veriyordu. Gazinolarda, lokantalarda, eğlence yerlerinde gece gündüz birbirlerinden ayrılmıyorlar, el ele geziyorlardı. Ya kuyumcuya gidip nişan yüzüklerini almaları? Biz bunu «hayatlarını birleştirecekler,» şeklinde yorumlamıştık.

Bunları düşünürken Selda Alkor elinde çiçeklerle içeri girdi. Vazoya yerleştirdi. Sorumuzu tekrarladık. Sükunet bulmuştu:

– «Tanju’ya saadetler dilerim!» dedikten sonra aynen şunları söyledi:

– «Böyle olacakmış. Ne yapayım? Kaderim buymuş. Ben şimdi konuşursam asil bir hareket yapmamış olurum. Eğer nikahına davetiye yollasaydı, bir buket çiçek gönderirdim. Mutluluklar dilerim. Olan olmuş, her şey bitmiş artık. Geçmişe, hatıralara saygım büyüktür. İnsanlara çok önem veririm, insanlar hata, günah işleyebilir. Ben artık aşka, sevgiye ‘elveda’ dedim. Bundan sonra kendime ‘iyi oyuncu’ dedirtecek filimler ve rejisörlerle çalışacağım. Bütün gücümü, ortaya uzun ömürlü sanat eserleri koymak için harcıyacağım. Bakın, İstanbul Özel Gazetecilik Okulu, 1968’in ‘En İyi Sinema Oyuncusu Kadın ve Erkek Sanatçı’yı seçmiş: Yılmaz Güney ile ben Selda Alkor… Acı bir haber ile tatlı bir haber aynı anda geliyor. Madam Curie’nin, kocası öldükten sonra keşiflerine, çalışmalarına devam ettiğini bilirsiniz. Hayatımı sosyal faaliyetlere adadım. Darülaceze, Hilton’da şeref misafiri olarak beni davet etti. Onlara hediye ettiğim filim oyunundan ötürü… Bundan sonra Türkiye’de ‘Yılın Kadını’ olmak için var- gücümle çalışacağım. Hayatımı, toplumun mutluluğuna adadım. Tanju’ya ve eşine saadetler dilerim…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.com/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-18-sayisi)

16.09.2017 03:13

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorum Yaz

Yorumlar