Menü

Durul Gence-Fatma Girik Aşkı

Durul Gence 4 aralık çarşamba günü orkestrasında bulunan arkadaşlarıyle birlikte Park Otel’in altındaki küçük salonda prova yapıyordu. Bayramın birinci günü Viski a Gogo’da çalışmaya başlayacaklardı.

Durul Gence-Fatma Girik AşkıFakat nedense Durul Gence o gün son derece sinirliydi. Sık sık saatine bakıyor, kızgın olduğu zamanlar yaptığı gibi saçlarını, bıyıklarını çekiştiriyor, hatta arasıra arkadaşlarına, «Olmuyor… Daha dikkatli… Daha dikkatli…» diye bağırıyordu.

Hava kararmak üzereydi. Akşam oluyordu. Durul Gence tekrar saatine baktı. Provayı bir süre paydos etti ve hırsla telefon kulübesine yürüdü. Fatma Girik’ in 48 50 52 numaralı telefonunu çevirdi. Karşısına Fatma Girik’in kız kardeşi Müyesser çıkmıştı.

– «Fatma gelmedi mi? Bana saat 12′ ye kadar muhakkak telefon edecekti. Oysa saat 17.20…»

– «Ablam gelmedi Durul abi. Telefon da etmedi.»

Durul Gence, «Peki Müyesser,» dedikten sonra telefonu kapadı. Yüzü karmakarışıktı. Ağır ağır arkadaşlarının yanına geldi. «Arkadaşlar paydos,» dedi, isteyen gidebilir. Yarın sabah 10’da gene buradayız.» Sesi bir garipti.

BOŞUNA ÇALAN TELEFON

Biraz sonra Durul Gence salonda tek başına kalmıştı. Sabit gözlerle bakıyor, tırnaklarını yiyor, saçlarını, aşağı doğru sarkan bıyıklarını çekiştiriyordu.

Tekrar telefon kabinesine gitti. Saat 20.40’dı. Fatma Girik’in 48 50 52 numaralı telefonunu çevirdi. Telefon çalıyor ama kimse cevap vermiyordu. Fatma Girik’in kardeşiyle annesi de evde yoktu…

O gece Durul Gence kısa aralarla sabaha kadar Fatma Girik’i telefonla aradı durdu. Fakat bir türlü onunla konuşamadı. Nişanlısı evde yoktu. Telefona kimse cevap vermiyordu. Sabahın ilk ışıkları İstanbul’u aydınlatırken Durul Gence de nişanlısına telefon etmekten vazgeçti. Bozulan sinirlerini yatıştırmak için Park Otel’de kendine bir oda ayırttı. Ankara’dan İstanbul’a geldiğinden beri ilk defa bir otel odasında yatacaktı. O güne kadar bütün gecelerini Fatma Girik’in evinde geçirmişti.

AYRILIK SAATİ ÇALIYOR…

Durul Gence-Fatma Girik Aşkı5 aralık 1968… Durul Gence 10.00’a doğru yataktan kalktı… Gözlerinin altı uykusuzluktan mosmordu. Yorgundu, bitkindi… Yıkandı, tıraş oldu, giyindi, kahvaltı etti ve prova için aşağıya indi… Arkadaşları onu bekliyorlardı. «Bir dakika çocuklar bir telefon edeyim, ondan sonra hemen çalışmalara başlarız,» dedikten sonra, nişanlısının telefonunu çevirdi. Evde yine kimse yoktu. Fatma Girik 36 saattir kayıplara karışmıştı. Sanki yer yarılmış, yerin içine girmişti…

Nihayet gece saat 22.25… Durul Gence bir kere daha nişanlısının numarasını çeviriyordu. Muhakkak onu bulması, konuşması lazımdı… Hayret telefon açılıyor… Biri, «Alo,» diyor… Fatma’nın sesi bu… Fatma eve dönmüş nihayet.

Durul hem sevinçli hem üzüntülü. Sevinçli çünkü nişanlısını bulabildi. Üzüntülü çünkü ona hiç de iyi haberleri yok. Yine saçlarını, bıyıklarını çekiştiriyor. «Merhaba, Fatma,» diyor. «Nasılsın,» diyor, sonra birden konuya giriyor.

– «Ben yüzüğü çıkardım Fatma… Sen de çıkar ve rahat rahat uyu…»

Müthiş bir sessizlik… Adeta ölüm sessizliği… Telin öbür ucunda ne ses ne de nefes… Konuşmaya devam eden yine Durul Gence oluyor:

– «Sen benim nasıl bir insan olduğumu anlayamadın, anlayamayacaksın da… Ben pişman değilim, inşallah sen de olmazsın. Bundan sonraki işlerinde başarılar dilerim. Allahaısmarladık…»

Ve Durul Gence Fatma Girik’in bir söz söylemesine fırsat bırakmadan telefonu kapatıyor. Böylece 8 ekim gecesi Ankara’da, Çankaya’da Durul Gence’nin baba evinde alelacele yapılan nişan, 58 gün gibi kısa bir zaman sonra Park Otel’den yapılan bu kısa telefon konuşmasıyle son buluyor. «Sürpriz nişan» ın beklenen sonu bu…

SORULAR VE CEVAPLAR

Ses’in 49. sayısını hatırladınız mı? Hani Fatma Girik’in hayranlarıyle telefonda konuşmak için idarehanemize gelmediği günü… Fatma Girik’in idarehanemize gelmemesi, nişanlısı kendisinin yaptığı hatayı telafi için onun hayranlarına dil dökerken, Fatma’nın eski arkadaşı Memduh Ün ile yemeğe çıkması aklımıza birçok sorunun gelmesine yol açmıştı… Yukardaki kısa telefon konuşması işte bu soruların da cevabını veriyordu. Fatma Girik, Durul Gence ile bir arada olmamak, eski arkadaşı Memduh Ün’le yemek yiyebilmek için hayranlarıyle telefonda konuşmamıştı. Yani Fatma nişanı bozmayı daha o gün aklına koymuştu ve ilk tepkinin nedense Durul’dan gelmesini bekliyordu… Nişan bozulduktan sonra başlığa aldığımız soruların da cevapları verilmiş oluyordu.

– «Her şey bitti artık…»

AYRILIĞIN TEK SEBEBİ…

Durul Gence-Fatma Girik AşkıDurul Gence Fatma Girik’i niçin terk etti? Her halde bu ayrılma haberini duyar duymaz bu soru gelmiştir aklınıza ve eğer dikkatli bir Ses okuru iseniz bu sorunun cevabını da muhakkak vermiş olmanız gerekir.

49 sayılı mecmuamızda «Fatma yalnız benim istediğim şirketlerde filim çevirebilir,» başlıklı yazımızın bir bölümünde Durul Gence bakın nasıl konuşmuştu: «Şu anda onunla hayatımı yürütmeye kararlıyım. Ama ne zamana kadar? Hala Memduh Un’den kopmadığını veya beni sevmediğini anlayana kadar tabii… Onunla ilişkilerimi ancak o zaman keserim.»

Evet Durul Gence’nin Fatma’yı terk ediş sebebi buydu… Memduh Ün’den kopamadığı için nişanı atmıştı.

DURUL İLE FATMA’YI NASIL BİLİRSİNİZ?

Fatma’yı da Durul’u da tanıyanlar bu «Sürpriz Nişan» ın evlilikle son bulmayacağını ısrarla söylüyorlardı. Hani hakları da yok değildi. Karakter olarak o kadar zıt iki insandılar ki… Durul, Deniz Harp Okulundan ayrılıp müzisyenliği tercih etmişti. Fakat bütün toleransına, medeni bir insan gibi düşünmesine rağmen karakter olarak muhafazakarlığını kaybetmediği için kadın konusunda son derece titizdi. Mertti. Üstelik babası da emekli subaydı. Gözünü açtığı andan itibaren sıkı bir disiplinle karşılaşmış, sonra bu disiplin askeri okulda da yakasını bırakmamıştı. Bu bakımdan Fatma’ya karşı önceleri son derece toleranslı davranmış, ama sonunda nişanı böyle bıçak gibi bir gecede kesip atmasını bilmişti.

Fatma Girik’e gelince… Son derece sorumsuz, uçarı ve geçmişle, gelecekle ilgisi olmayan bir insandır. Onun için önemli olan daima yaşadığı andır. Durul Gence ile nişanlı olduğu halde, eski ararkadaşı ile yemeğe çıkması, sette şakalaşması, hala onunla kader birliği etmeye rıza göstermiş olması yukarıdaki iddialarımızı doğrulayacak niteliktedir.

DÜRÜL GENCE NE DİYOR:

Nişanı bozduğunun ertesi günü Park Otel’de Durul Gence ile konuştuk.

Durul Gence-Fatma Girik Aşkı– «Nişanlandıktan sonra bir söylentidir çıktı,» diye anlatmaya başladı. «Yok başka sevgili varmış, yok beni sevmiyormuş. Fatma’dan sorumsuzca hareket etmemesini defalarca istedim. Ama o hep kendi kafasına göre hareket etti, benim sözlerime kulak vermedi. Son çevirdiği filim de bitmek bilmiyordu.»

Durul Gence bunları anlatırken karşımızda ter döküyordu. Yüzü de kıpkırmızı olmuştu. Bir şeyden utanıyor, sıkılıyordu, ama neden?… Belki de Fatma’nın kendisini umursamaması, Memduh Ün ile münasebetlerini devam ettirmesi yüzünden kendini «küçük düşmüş» görüyordu… Beiki de Memduh Ün ile karşı karşıya geçip kozunu paylaşamadığı için sıkılıyordu. Belki de Fatma’yı karşısına alıp bir babanın çocuğunu dövdüğü gibi dövemediği için…

FATMA GİRİK: «BEN DURUL GİBİ ÇOCUK MUYUM?»

Ertesi günü Fatma Girik’le konuştuk. Memduh Un ile birlikte bir gece kulübünde çalışıyordu. Bizimle konuşurken sakin olmaya gayret ediyordu, ama bakışlarından, havasından son derece üzüntülü olduğu seziliyordu. Fakat ne de olsa artist olduğu için renk vermemeye çalışıyordu. Her şey Durul’un anlattığı gibi oldu.» dedi. «Telefon etti, yüzüğünü çıkardığını, benim de çıkarmamı söyieci. ‘Olur’ dedim.»

– «Yüzüğünüz nerede şimdi?»

– «Çantamda. Hatıra olarak saklayacağım.»

– «Nişanın bozulduğuna üzüldünüz mü?»

– «Neden üzüleyim? Yalnız yüzüğünü çıkar diye telefon edince çok şaşırdım, şoke oldum adeta.»

– «Peki öyleyse şu ellerinizi uzatın da yüzüksüz bir resminizi çekelim.»

Bir an durdu. Bir kahkaha savurdu.

– «Aman siz de.» dedi. «Beni ne sandınız. Durul gibi çocuk muyum ben?»

Bu kısa cümle, Fatma’nın Durul’u nasıl gördüğü bakımından çok enteresandı.

Bu sırada yanımıza Memduh Ün geldi. Sinirliydi. Her zamanki gibi de yüzü asık konuştu: «Bundan sonra hiç bir gazeteci ne setime, ne de yazıhaneme girecek.»

Geldiği gibi gene hışımla yanımızdan uzaklaştı. Fatma’nın yüzüne baktık. Bembeyazdı. Bir defa daha anladık ki, Fatma, Memduh Ün’den çok korkuyordu.

Bir ara Memduh Ün’ün yanma, düşüncelerini sormak için tekrar gittik. Memduh Ün az sonra çekeceği planın senaryo üzerindeki çalışmalarını yapıyordu. «Sizin başka işiniz yok mu Allah aşkınıza?» dedi. «Ben onların kahyası mıyım? Ayrılırlarsa ayrılsınlar bana ne?»

Sözlerini tamamlar tamamlamaz, yanına asistanı Duygu Sağıroğlu’nu çağırdı. «Ben gidiyorum, sen devam et,» diyerek paltosunu giyip çantasını eline aldığı gibi hışımla dışarı çıktı…

KİM NE KAZANDI, NE KAYBETTİ?

Daha önce de yazdığımız gibi, Fatma Girik, Memduh Ün ile Durul Gence arasında tercih yapmış, sonunda yedi yıllık arkadaşında karar kılmıştı. Hem de Memduh Ün’e istediği zaman kendisini terk edebileceğini hissettirmiş, intikamını almıştı ya, bu yeterdi Fatma’ya. Memduh Ün de bundan sonra adımlarını daha dikkatli atar, Fatma Girik için daha çok itme gösterirdi. Ancak Fatma’nın nişanlısı Durul tarafından terk edilmesi arkadaşlarının bulunduğu Yeşilçam’da Fatma’nın aleyhinde bir tepki yaratmıştı. Hemen bütün artistler, «Fatma ayağına gelen büyük kısmeti tepti. Memduh Ün için Durul Gence’ye bu yapılmazdı,» diyorlardı. Ya Fatma’nın en önemli dayanağı olan hayranları?… Her halde SES’te Durul’la telefonda konuşup «Aman evladım iyi yaptın da Fatma’yı Memduh Ün’ün elinden kurtardın,» diyen Fatma Girik hayranları, Fatma’yı pek hayırla yadetmiyorlardı. Bu son, galiba Fatma’yı yalnız Durul’u değil, hayranları arasındaki itibarını, sinemadaki şansını da kaybettirecek gibiydi…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.com/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-51-sayisi)

01.09.2015 17:41

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorum Yaz

Yorumlar

  • Yayınlandı: 20 Ağustos 2015 18:28

    Cansu Kaya

    bu sitedeki her habere ayrı şaşırıyorum eski magazin haberleri şimdikinden daha hareketliymiş
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 16:22

    Serkan Akdemir

    katılıyorum valla sana cansu herşey ses dergisinde dönüyormuş