Menü

Didi’nin Mutlu Günü

Periera Rebeca, Didi’nin İsviçre’de okuyan iki kızından büyük olanıdır. 12 yaşındaki Rebeca’nın üzerine siyahi antrenör pek fazla düşer… Büyük kızının bir dediğini iki etmez. 1970 yılına kadar gerilere gidelim… O yıl iki Dünya Futbol Kupası nedeni ile, Didi Peru Milli Takımının teknik direktörü olarak Meksika’ya gelmiştir. Bayan Didi ile büyük kızı Rebeca ve küçük kızı Liya da, siyahi adam ile beraberdirler…

Rebeca o yıl 14 yaşındaydı… Çekici ve sevimli bir hali vardı… Bir gün özel bir toplantıya baba Didi, büyük kızı Rebeca’yı da beraberinde götürmüştü… Bu toplantıda Rebeca, yakışıklı bir Arjantinli gençle tanışmıştı… Kıvırcık saçlı, esmer tenli bu delikanlıdan, Rebeca çok hoşlanmış, içinde ona karşı tarif edilmez bir heyecan hissetmişti. Oscar Fişer adındaki bu 19 yaşındaki gençle, Rebeca salonun bir köşesine çekilmişler ve çok çabuk anlaşmışlardı. Didi, Peru takımının antrenmanına gittiği vakit, Rebeca da Oscar’la buluşur, hatta akşamları bile bir araya gelerek renkli Meksika gecelerinin tadını çıkarırlardı.

Ama işte tatlı günler sona ermişti. Dünya Kupası maçları sonuçlanmış, hem Rebeca, hem de Oscar, memleketlerine dönmek zorunda kalmışlardı. Genç sevgililer, sık sık mektuplaşıyorlar ve yine buluşmak umudunu gönüllerinde saklıyorlardı.

MUTLU BİR RASTLANTI…

Evet, mutlu bir rastlantı çıkagelmişti… Didi, Arjantin’in River Plate takımı ile anlaşmıştı. Artık Rebeca, sevgili Oscar’ına kavuşacak, yine birlikte mutluluğa erişeceklerdi.

Oscar ile Rebeca Didi’den gizli olarak 2 ay kadar buluşup eğlendiler, şimdi birbirlerini daha iyi tanımışlardı… Ve iki genç en uygun bir tarihte evleneceklerine dair birbirlerine söz verdiler. Didi ile Oscar’ın babasının bu ikili karardan haberleri yoktu…

1972’de Didi Türkiye’ye geliyordu. Şimdi taa Arjantin’den, Orta Doğu’ya uzanmıştı bu aşk yolu. Zararı yoktu, Rebeca ile Oscar yine mektuplaşıyorlar, birbirlerini delice sevdiklerini karşılıklı belirtiyorlardı.

BİR SÜRPRİZ…

Yirmi gün kadar önceydi. Didi sahada Fenerbahçeli futbolcularla meşgul olurken, antrenman sahasının önünde bir otomobil durdu, içinden yakışıklı, esmer, 23-24 yaşlarında bir genç inmişti… Adı Oscar Fişer olan genç adam tuhaf bakışlarla etrafını süzdükten sonra Didi ile görüşmek istediğini söylemişti. Didi’ye haber verdiler. Brezilya’dan bir misafirin geldi demişlerdi. Siyahi antrenör şaşırmıştı. Brezilya’dan buraya kim gelir, diye düşündükten sonra, antrenman sahasını kafası karıncalaşmış bir halde terketti ve misafirinin beklediği salona doğru yürüdü.

Didi, kendisiyle görüşmek isteyen genci görünce tanıyamamıştı. ”Ne istiyorsunuz?” diye sordu… Genç adam çekine, çekine her şeyi Baba Didi’ye anlatmaya koyulmuştu. Didi ona: ”Bu akşam eve geliniz de orada konuşuruz. Hem Rebeca şu anda İsviçre’de okuyor. Burada yok” cevabını verdi.

REBECA İSVİÇRE’DEN DAVET EDİLİYOR…

Didi’de bayağı heyecanlanmıştı. Kolay değildi kız evladını evlendirmek. Ama şimdi telefonla İsviçre’yi bularak, Rebeca ile konuşmak gerekiyordu…

Kızın okuduğu koleje telefon edildi, Rebeca’yı bulmuşlardı. Damat heyecanla, Baba Didi ile kızının konuşmalarını izliyordu.

Didi: ”Hemen ilk uçağa atlayarak İstanbul’a gel Oscar, sevgilin burada seni bekliyor” diyordu… Siyahı adamın gözlerinin içi gülümsüyordu. Telefonu bir ara Oscar’a terketmişti… İki genç bir kez daha heyecandan titreyen sesleri ile görüştüler. Artık her şey hallolmuştu… Oscar sevgili Rebeca’sına kavuşmuştu, yıldırım nikahı yapılacaktı. Ilgaz ve Cankurtaran ve bir de Didi’nin yakın dostu Levi ailesi müstesna, kimse davet edilmeyecekti törene… Nikahtan sonra çiftler İsviçre’ye, Didi antrenmana gitti.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.com/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-2-sayisi/)

12.08.2017 22:04

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorum Yaz

Yorumlar