Menü

“Babam Errol Flynn”

– «BABAM beni hiç dövmedi. Dövmedi ama, kardeşim de. ben de babamızı kızdıracak en küçük bir hareket yapmadık. Böyle bir şeyi yapmayı aklımıza bile getiremedik, ikimiz de babamızdan çok korkardık. Gerçi bizi dövmedi ama, bir baba olarak üzerimizde öyle büyük bir nüfuzu vardı ki, onun kaşlarını şöyle bir kaldırması ikimizi de derhal hizaya getirmeye yeterdi.

Errol Flynn«Babam neşeli adamdı, şakacı adamdı. Dostlarına karşı son derece uysal, yumuşak başlıydı. Hele dostları kadın olursa onlara daha da nazik davranırdı. Fakat disipline meraklı bir babaydı. Özel hayatı binbir çeşit macerayla doluydu ama, bizim yanımızda bunları unutur, sert disipline meraklı bir baba hüviyetine bürünürdü, ikimiz de en iyi okullarda okutmak ister, başarılı birer insan olabilmemiz için çok çalışmamız gerektiğini her fırsatta tekrarlardı.

«Babam hakkında o kadar çok şey yazıldı, zavallı adamcağız o kadar ağır tenkitlere uğradı ki, birçokları babamı methetmeye kalkıştığım için beni yalancılıkla suçlayabilir. Fakat ben her şeye rağmen gerçekleri açıklamaya kararlıyım. Bugüne kadar babama yapılan haksızlıklara sesimi çıkarmadım, daha doğrusu çıkaramadım. Çünkü çeşitli maddî imkansızlıklar içinde bocalıyordum. Hayatımı kazanamamıştım. Babamdan bana miras kalem otuz bin dolarlık sigorta ücreti kısa zamanda tükenmişti. Ama bugün artık babamı tanıtmak, onun hakkındaki söylentilerin gerçekle ilgisinin olmadığını dünyaya açıklamak istiyorum.

«Birçokları babamın bir aşk delisi olduğunu söylerler ve vakitsiz ölümüne de bu hastalığının sebep olduğunu iddia ederler. Babam aslında aşk delisi değildi. Sevgiye, ilgiye hasretti. Annem Nora Eddington dahil, babamın evlendiği kadınların hiç biri ona aradığı saadeti verememiş, babamı büyük bir aşkla sevememişlerdi. Zavallı babacığım ölünceye kadar hep gerçek aşkı aradı. Bulabildiğini de sanmıyorum. Öldüğü zaman beraber yaşadığı sevgilisi Beverly Aadland benim okul arkadaşımdı. Son derece iyi bir kızcağızdı. Babamı da çok severdi, öyle sanıyorum ki, ikisi aralarındaki büyük yaş farkına rağmen gayet iyi anlaşıyorlardı ve şayet babamın ömrü yetip de evlenselerdi babam aradığı saadete kavuşacaktı.

Babam Errol Flynn (2)«Babam iyi bir aktör olduğu kadar iyi bir romancıydı da. Boş zamanlarında kendikendine kitap denemeleri yapardı. Uzun yolculuklara çıktığı zamanlar da başından geçenleri not eder, dönüşünde bunları derli toplu yazılar haline getirirdi. Babamın yazı yazma merakından başka çiftçiliğe de hevesi vardı. Yeni Zelanda’da büyük bir çiftlik satın almış, yaşlılık günlerini burada geçirmeyi düşünüyordu.

«Tabii en çok deniz yolculuklarını severdi. Yatıyle uzun gezilere çıkmak, filimlerinde canlandırdığı kahraman denizcilerin hüviyetine bürünüp hayal ile gerçeği birleştirmek hoşuna giderdi.

«Babam çok iyi kalpliydi. Fakir meslektaşlarına elinden gelen yardımı yapardı. Bizim evimiz zaman zaman Hollywood’un fakirler yurduna döner, babam işsiz artistlere iş bulmak uğruna kendi işlerini ihmal ederdi.

«Evet, babam çapkındı, içkiye, yemeye, eğlenceye düşkündü, ama iyi bir insan, kabiliyetli bir aktör ve eşsiz bir babaydı o.. Tanrı günahlarını affetsin..»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.com/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-24-sayisi)

20.11.2015 11:26

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorum Yaz

Yorumlar