Menü

Aşk Hep Vardır

Erkek kadının onurunu kırmadan başka bir kadınla ilişki sürdürmeyi becerebiliyorsa yapsın… Ama kadınınkini aklım basmaz…

*Koynuma alacağım kadının tertemiz olmasını isterim.

*Aşk hep vardır.. Yalnızca konukları değişir…

*Bir kadın kendini var eden en kristal güzelliğini kiralayarak yaşamak zorunda kalmışsa ona ancak saygı duyulur…

*Bekaret aptalca bir olaydır…

*Bir erkeği katlayıp karşısında sustalı maymun gibi oturtmayı becerebilen bir kadına helal olsun… Saygıya değer bir insandır…

-Fikret bey, öncelikle resmi nikah ve imam nikahı ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.

-“Kuru kuruya bir anlaşmaya yönelik evliliğe pek aklım ermiyor. Büyük bir aşk olmasa da sevgi, günlük yaşamı daha zengin bir hale getirecek iyi bir dostluk gerekli herhalde. Mantık izdivaçlarından pek birşey anlamıyorum. Bir de bizim Osmanlıdan kalma bir alışkanlıkla, eski bir gelenekle imam nikahı denen bir olay var. Bu insanın isteğine bağlı olan birşey.”

-Peki resmiyet şart değil mi?

-”Yo, ben böyle birşeye inanmıyorum. Önemli olan iki insanın beraberliğidir. Tescil ettirmenin anlamı ne oluyor ki?.. Ayrıca şu bakımdan da saçma geliyor, özellikle bizim gibi Doğu ülkesi toplumunda, kadında olsun erkekte olsun, mülkiyet duygusu fazla olduğu için bazı kadınlar ve erkekler karşılarındaki insanı malı gibi görmeye başlıyorlar. Ve bunun rahatlığı içine giriyorlar. Oysa ki, kadınlar böyle resmi bir kanıt dışında beraber oldukları zaman birbirlerini kaybetmemek için daha fazla çaba sarfediyorlar.”

-Evlilik dışı çocuğu da normal karşılıyor musunuz? Yani iki insanın bu isteğini imzaya bağlıyor musunuz?

-“Kesinlikle bağlamam. Niye bağlayayım ki? Benim çocuğum varsa, bunu görmezlikten gelmek, en azından insanın kendi vicdanına karşı, kendi içindeki Tanrı saygınlığına karşı bir suçtur. Bu çocuğun kanunlarla varsayılması neyi kurtarır?”

-Türk toplumunda ailenin reisi erkektir diye geçer. Bu sizce de böyle mi?

-“Gayet doğal. Ataerkil bir toplum üzerinde yaşayan bir milletiz. İki başlı yönetim olmaz. Toplumdaki en ufak sosyal birim de aile olduğuna göre bu ailenin bir reisi olması gerekir. Ve kadın da kadın olduğuna, erkek olamayacağına göre, daha çok aklı, daha çok gücü, daha çok yıpranmayı ve dışa karşı olan savaşımı üstlenen bir insanın, bir erkeğin aile reisi olması doğaldır.”

-Peki, bir erkek birlikte olduğu kadını bir kerelik bile aldatsa, bu toplumumuzca suç sayılmıyor. Buna karşılık kadın da aynı şeyi yaparsa suç olur mu? İhanet yani?

-“Ben yargıç değilim. Savunma avukatı falan da değilim. Ama yaradan erkeğe nedense poligam (çok eşli) olma gücünü vermiş. Kadını da genellikle monogam (tek eşli) olarak beslemiş. Bu arada istisnalar kaideyi bozmaz tabii ama genelde yapı olarak yaradan böyle buyurmuş. Böyle buyurmuşsa bu böyledir, değişmez… Yani ben bir erkeğin, karısından ya da sevgilisinden başka bir kadınla yatmasını o kadını aldatma olayı olarak görmüyorum. Bir erkek deliler gibi sevdiği bir kadın olduğu halde gidip bir başka kadınla da ilişki kurabilir.”

-Yani erkek beraber olduğu kadını bir başkasıyla yatarak ya da herhangi başka bir ilişkiye girerek yürütüyorsa bu bir aldatma değil sizce…

-“Bir tek nokta var yalnız burada. Kadının onurunu korumak kaydıyla. Bunu becerebiliyorsa yapsın… Beceremiyorsa da yapmasın yani…”

-Peki kadın becerebiliyorsa?

-”Onu aklım basmaz…”

-Çağımızda cinsel ilişkileri sizce bir sorun halinde görmek doğru mu?

-“Gayet tabii, yaşamın büyük bir payını kapsıyor cinsel ilişkiler. Erkekten erkeğe, erkekten kadına, kadından kadına, türlü çapraşık şekiller içinde.. Toplumda bir aşure hali var. Bu gayet doğaldır. İnsan bir makine olmadığına göre, bir makine düzeyine de getirilemeyeceğine göre her insan kadar, toplumsal, psikolojik ve cinsel sorunlar olacaktır. Bu kaçınılmaz bir olaydır.”

-İnsan yaşamında cinsel ilişkilerin yeri ve önemini nasıl belirliyorsunuz?

-“En iyi şey deneydir, insanın kendi yaşamıdır. Benim için cinsel açıdan bakıldığı zaman, yani dostum, arkadaşım olan kadınların dışında, iki tür kadın vardır. Bir, ertesi sabah koynumda uyandığı zaman, “Allah kahretsin, gene mi burada niye hâlâ gitmedi?” dediklerim… Bir de, “Oh ne güzel, bugüne de beraber devam etsek” dediklerim…”

-Karşı cinste aradığınız özellikler nelerdir?

-”Temizlik benim için en başta gelen olaydır… Yani pis insana, yıkanmasını bilmeyen, temiz kokmasını bilmeyen insana tahammülüm yok. Ve koynuma alacağım kadının da tertemiz olmasını isterim. Bir kadın fazla güzel olmayabilir. Hatta genelde bakıldığı zaman hiç de güzel görünmeyebilir ama ben o kadında bir takım güzellikler buluyorsam artı temizliği de bulursam, benim için dünyanın en güzel kadınlarından biridir.”

-Sık sık aşık olur musunuz?

-“Aşk hep vardır. Kişiler değişiyor. Aşk kavramı sanki gözle görülen bir hacim gibi insanın yüreğinde ve kafasındadır, daima vardır.”

-Hayat kadınları sizde ne gibi duygular uyandırıyor?..

-”Her ne nedenle olursa olsun, bir kadın kendini var eden en kristal güzelliğini kiralayarak yaşamak zorunda kalmışsa, böyle bir ezikliğin ve mahcubiyetin içine itilmişse ona ancak saygı duyulur. Bir insanın en değerli şeyini kullanma hakkını alıyorsunuz ve ona yaşamak için de üç beş kuruş para atıyorsunuz önüne… Bu son derece trajik bir olaydır.”

-Cinsellik konusunda ilk deneyiminiz nasıl ve kaç yaşında oldu?

-”14 yaşındaydım. Mahallemde Necla diye bir kız vardı. Onu öperek… Öptüğüm zaman da dünyanın en büyük işlerinden birini yapmış bir insan sanmıştım kendimi birden.”

-Bir erkeğin ilişki kurduğu insan kadın. Ama yine de kadın en azından toplumsal ceza görüyor. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?

-“Benim için insan ve insan ilişkisi son derece saygıya değer ve önemlidir. İki insanın beraberliği için de böyle birşey olursa, bu insanın içini çok delen, iyiden iyiye acıtan birşeydir. Ve yaşam boyunca kendi çapımda ilkem şu oldu: Hiçbir zaman beraber olduğum bir kadının geçmişini bariz bir şekilde kurcalayan bir erkek hastalığında olmamaya çalıştım. Nefret ederim hatta bu tür davranışlardan. Bir kadının pek tabii ki, doğal geçmişi olacaktır, önemli olan, senle başladığı zamandan sonrasıdır. Benden önceki yaşamı ne olursa olsun, onu bırakmasını bilip bana gelebiliyorsa, saygıya ve sevgiye değer biridir benim için. Ama benden sonrasına yokum. Bu yanlışı yapanlar da, sırf kıskandırmak için de olsa, bir daha benimle beraberlik kuramadılar zaten…”

-Hemen burada Türkiye’de son derece üstünde durulan bekaret olayına değinmek istiyorum. Bu denli önem verilmesi doğru mu sizce?

-“Bekaret aptalca bir olaydır. Ben çok gördüm yıllarca adamlarla yatıp da sonra diktiren, zifaf gecelerinde bekaret numarasına yatan kızları… Ben çok gördüm bekaretini muhafaza kaydıyla her türlü şekilde erkeklerle sevişen kızları. Şimdi bekaret olsa ne olacak, olmasa ne olacak? Önemli olan insanın yüreğindeki bekaret. Yani saçma sapan birşey bu. Bilmem kaç yüzyıl önceden kalma o fanatik, aklın az çalıştığı yıllardan kalma budalaca birşey.”

-Homoseksüellik konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

-“Ben kadınla erkeğin beraberliğine inanırım. Ve bence de dünyanın en büyük keyfidir, tadıdır… Bir erkeğin ve bir kadının birbirlerini kendilerine adayarak ortaya koydukları bir sevişmenin üstüne güzellik yoktur. Ama her insan kendi yolunu kendi seçer. Bu bir yorum ve algılama meselesidir. Kimi kadın kadına, kimi erkek erkeğe ilişkiyi sever. Onlara sorun. Olayın bu yönü beni hiç ilgilendirmiyor.”

-Toplumumuzda erkeğe göre kadının seks özgürlüğü oldukça az. Bunu doğru buluyor musunuz?

-“Daha az gibi görünür, aslında kadın da geri kalmaz. Erkek açıktan yaparsa, yapıyorsa, kadın da gizlice yapıyordur. Yapmaya niyetli olan kadın zaten yapar. Herkes bir yolunu bulur yani. Bir kadın sevişmek istiyorsa, dünyadaki hiçbir yasa, hiçbir kural, hiçbir korkutucu müessese ona engel olamaz.”

-Aşkla seks arasındaki çağrışımı kurabilir misiniz?

-“Birbirinden ayrılmaz ki… Çünkü aşkın amacı seksi güzelleştirmektir ve de beraberliği olağanüstü kılmak… Nasıl soyutlayabiliriz aşk ve seksi?”

-Erkeğin kadını dövme olayına ne diyorsunuz?

-“Bunun bir alışkanlık olması gerçekten çirkin bir olay. Ama insanın sinir sistemini yıpratıp, uygar insan olduğunu unutturacak kadar insanın sinir sistemini perişan eden olaylar ve kadınlar çıkmıyor değil. O zaman da maalesef böyle bir durum oluyor. Tahriğin olmadığı yerde sırf sadizm açısından bakıldığı zaman böyle bir olaya inanmıyorum ve nefret ediyorum. O zaman bütün güçlüler, bütün güçsüzleri dövsünler mi yani? Olmaz öyle şey…”

-Peki kadının hüküm sürdüğü evlilikler hakkında düşünceleriniz nedir?

-“Şaşkınlık ve hayranlık… Saygıya değer buluyorum o cins kadınları. Bana çok ters geliyor ise de bir erkeği böyle katlayıp karşısında sustalı maymun gibi oturtmayı becerebilen bir kadına helal olsun, saygıya değer bir insandır.”

-İlk aşkınızdan bugüne aşk anlayışınız değişti mi?

-“Sanmıyorum. Bence insan büyüdükçe deney sahibi olur, hamlıklarını giderir. Olgun bir insan olmaya başlar ama olgunluğa sığmayan tek sebebiyet de dünyada aşktır… O hep kendi tazeliği ve hamlığı içinde kalmalı…”

-Başka bir konuya geçmek istiyorum. Nedense toplumumuzda mastürbasyonun çok kötü bir olay olduğu yaygınlaşmıştır. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

-“Valla, gençliğimizde hep denediğimiz şeylerdi. Bunun psikolojik yönden olsun, biyolojik yönden olsun sakıncalarını bilemem, bir doktora sormak gerekecek. Ama herhalde normal bir ilişkinin verdiği yorgunluktan çok daha fazla, tek taraflı bir olay olduğu için insanı yoran ve yıpratan bir olay olduğunu sanıyorum.”

-Peki okullarda cinsel eğitim derslerinin verilmesi sizce yararlı olur mu?

-“Son derece… Yani bir insana masada oturup düzgün yemek yemesi öğretiliyor da, fizik, kimya, öğretiliyor da, insanı insan yapan en önemli öğelerden bir tanesi nasıl öğretilmez? Anlayamıyorum doğrusu… O yüzdendir gençlik yıllarında çoğu kızlar ve erkekler yanlış saplantıların içinde kalıyorlar, bunalımlara giriyorlar. Bence eni konu ciddiye alınması gereken bir ders olmalı.”

-Şu an aşık mısınız?

-“Gibi…”

-Gibi?.. Yani ne tam evet, ne tam hayır, öyle mi?

-“Bilmiyorum. Anlayacağım elbet, önümüzdeki günlerde anlarım.”

-Evlenmeyi düşünüyor musunuz?

-“Gibiye bağlı… Gibi, kendisini geliştirmesini bilirse tabii…”

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.com/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-15-sayisi/)

18.06.2017 14:05

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorum Yaz

Yorumlar